‘Sağlık, Güzellik,Bakım’ kategorisi için arşiv

Doğum sonrası neden kilo verilemiyor ?

images (3)
dogum sonrasi kilo verilememesindeki 5 neden Doğum sonrası neden kilo verilemiyor ?

”Doğumumdan bu yana onca zaman geçti, her ne yaparsam yapayım kilo veremiyorum” diyorsanız, bu 5 hatadan birini yapıyor olabilirsiniz.

Anne olmak dünyanın en paha biçilmez duygularından biridir. Aylarca bir canı taşımak, kendi canından bir can yaratmak her kadın için tarif edilemez bir duygudur. Herkesin bildiği üzere doğum yapabilmeleri için kadınların vücudunda bir takım fiziksel değişimler olması gerekmektedir. Örneğin karın boşluğunda alan yaratmak (yani karnını genişletmek) için kilo almalıdır.

Ancak hepimiz biliyoruz ki birçok kadın bu durumu suistimal etmekte, ”aşerme” bahaneleriyle hamilelikten önce kilo almamak için yiyemediklerini tüketmektedir. Haliyle bu durum aşırı kilo alımına neden olmaktadır. Bu durumun zorunlu bir getirisi olarakta serüveni başlamaktadır. Siz de hamilelikte sağlıksız kilo alanlardansanız ve doğumdan sonra bir türlü zayıflayamıyorsanız, bu 5 hatayı yapıyor olabilirsiniz.

İşte o 5 hata…

 

Beklentilerinizi düşürün

döneminde aldığınız kiloları vermemenizin sebeplerinden birisi beklentilerinizi çok yüksek tutmanız olabilir. Her şeyin bir günde değişmesini bekleyemezsiniz. Unutmayın ki o kiloya gelmeniz aylar sürdü, vermeniz de biraz zaman alacak elbette.

Kalori alımınızı azaltın

Hamile kalmadan önceki kalori limitinize geri dönmeyi unutmuş olabilir misiniz? Eğer dikkatsizseniz, bu mümkün. Beslenmenizde yeniden bir düzenleme yapmanız gerekmekte ama elbette hala emzirdiğinizi ve bunun için yeterli beslenmeniz gerektiğini de göz önünde bulundurmalısınız. Doktorunuzdan yardım isteyebilirsiniz.

Sudan vazgeçmeyin

Bazen tükettiğiniz içecekler, kilo vermek için harcadığınız eforu sabote eder. Eğer dikkatli olmazsanız, içeceklerden tonlarca kalori alırsınız. Meyveli sodalar, meyve suları, kremalı ve sütlü kahveler oldukça bol kalori içerir. Kilonuzda büyük bir değişiklik görmediğiniz sürece suya bağlı kalın; üstelik sağlığınız için de en iyisi sudur.

 

Hayatınıza hareket katın

Bebeğiniz yeni doğduğunda egzersiz yapmak zordur. Ama onu arabasına koyup yürüyüşlere çıkmanızda hiçbir sakınca yok, üstelik açık hava ikinize de iyi gelecektir. Ya da belki çocuğunuz gün içinde uyukladığında bazı yoga, pilates hareketlerine yönelebilirsiniz.

Doktorunuza danışın

Eğer yukarıdakilerden hiçbirinin sizin için geçerli olmadığını düşünüyorsanız, doktorunuzdan bir randevu almak isteyebilirsiniz. Ona içinde bulunduğunuz durumu anlatmalı, gerekli tetkikleri yapmasını sağlamalı ve önce sorunu sonra da çözümünü beraber belirlemelisiniz.

Sağlıklı suyu nasıl anlarız?

su

Türkiye’de 178 firmanın suyunun içilebilir durumda olmaması, insanların aklına  ‘içilebilir su nasıl anlaşılır’ sorusunu getirdi. İşte içilebilir suyu anlama yolları…

 

Mikrop ve kimyasal artıklar dolu damacana sular insan sağlığını büyük ölçüde tehdit ediyor.

İçme ve kullanım suyunun kalitesindeki bozulmalarsa çeşitli hastalıklara yol açabiliyor. Peki içme suyunun nasıl özelliklere sahip olması gerekiyor.

İşte sağlıklı içme suyunda olması gereken özellikler:

– Hastalık yapıcı mikroorganizmalar içermemelidir.

– Kokusuz, renksiz, berrak ve içimi hoş olmalıdır.

– Sularda fenoller, yağlar gibi suya kötü koku ve tat veren maddeler bulunmamalıdır.

– Yeterli derecede yumuşak olmalıdır.

– Ne aşındırıcı olmalı, ne de taş yapmalıdır.

– Hidrojen sülfür, demir ve mangan gibi elementleri ihtiva etmemelidir.

– Suda sağlığa zararlı kimyasal maddeler bulunmamalıdır. Bazı kimyasal maddeler zehirli etki yapabilir; arsenik, kadmiyum, krom, kurşun, cıva gibi. Bunun yanında baryum, nitrat, florür, radyoaktif maddeler, amonyum, klorür gibi maddeler sınır değerlerinin üzerinde sağlığa olumsuz etkileri olan maddelerdir. Bazı kimyasalların varlığı aynı zamanda, suya kirli suların karıştığının göstergesidir.

– Sular kullanma maksatlarına uygun olmalıdır.

Renk, koku ve sıcaklığa dikkat

Sağlıklı bir su, berrak, renksiz, kokusuz, tortusuz olmalı, toksit maddeler içermemeli, bakteriyolojik açıdan temiz olmalı, kimyasal yönden içerdiği mineraller, “gıda maddeleri” tüzüğünde belirtilen sınırları aşmamalıdır. Su; kokusuz, renksiz, berrak ve içimi hoş olmalıdır.

Sular fenolik madde,siyanür amonyak, nitrat içermemelidir. Kalsiyum, Magnezyum, Sodyum, Demir, Nitrat gibi diğer kimyasal maddeler yönetmelikte belirtilen sınırlarda olmalıdır.

İçilebilir suyun laboratuvara gitmeden kolayıkla fiziksel özelliklerinin gözlenmesiyle de anlaşılabileceğini belirten uzmanlarsa suyun özelliklerini şu üç grupta topluyor:

– Fiziksel özellikler: Renk, koku, sıcaklık vb.

– Kimyasal özellikler: Sertlik derecesi, organik ve inorganik içerikler, pH ve zehirli bileşikler vb.

– Biyolojik özellikler: Bakteriler, virüsler, parazitler vb.

Ciddi hastalıkların nedeni: Sağlıksız su

Pek çok bulaşıcı hastalık, kirli su vasıtasıyla insanlara geçebilmektedir. Fakat suyun önemi ve sebep olabildiği hastalıklar ancak son 150 yılda algılanmaya başlanmıştır. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) gelişen ülkelerdeki hastalıkların % 80′inin su ile ilişkili olduğunu tahmin etmektedir. Günümüzde geri kalmış ülkelerde bebek ölümlerinin önemli bir nedeni bulaşıcı enfeksiyon hastalıklarıdır. Bu yüzden su hijyeni, halk sağlığı açısından çok büyük önem arz etmektedir. İçme suyu kaynaklarının hastalık yapıcı mikroorganizmalarla kirlenmesi halk sağlığını doğrudan tehdit etmektedir. Kolera mikrobu, Hepatit A virüsü ve mikroskobik parazitlerden tifo, dizanteri mikrobu gibi bakterilerin yanı sıra, çeşitli virüsler ve parazitler su kaynaklanna bulaşabilir ve pek çok salgın hastalığa neden olabilirler.

Çeşitli nedenlerden dolayı bağışıklık sistemleri zayıflamış olan kişilerin, içme sularındaki kirleticiler konusunda daha duyarlı olmaları gerekiyor. Örneğin, bir mikroskobik parazit olan Cryptosporidium, enfekte olmuş hayvan ve insanların bağırsaklarında yaşar. Özellikle, göl ve akarsu gibi yüzey sularında bulunan bu parazit, sağlıklı yetişkinlerde de hastalığa yol açabilmektedir. Ancak bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde çok daha ciddi hastalıklara, hatta ölümlere neden olabilmektedir.

Çocuklarda gelişme bozukluğuna neden oluyor

Küçük çocuklar yüksek düzeylerde nitrat ve kurşun gibi bazı kirleticilere karşı çok hassastırlar. İçme suyundaki kurşun, bebek ve çocuklarda, fiziksel ve zihinsel gelişme bozukluklarına; yetişkinlerde ise kan basıncının artışına neden olabilmektedir. Uzun yıllar kurşun miktarı fazla su içen yetişkinlerde böbrek sorunları ve yüksek tansiyon gelişebilmekte, içme suyundaki yüksek miktarda nitrat da ciddi hastalıklara neden olabilmektedir.