‘sağlıklı yaşam’ için arşiv

Diyetler parmak izi gibi kişiye özel olmalı

images (5)

Hızlı kilo verdiren kalıcı kilo kaybını sağlamadığı gibi birçok sorununu da beraberinde getiriyor.

Uzmanlar diyetlerin kişiye özel olması gerektiğini vurguluyor.

Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. , medyatik diyetlerin birçok sağlık sorununu da beraberinde getirdiğini belirterek “Diyetlerin kişiye özel olması gerekiyor” dedi.

AA’nın haberine göre, Prof. Dr. Şanlıer, teknolojinin gelişmesiyle birlikte daha az fiziksel aktivite yapan kişilerin kilo sorunu yaşadığını belirterek, Türkiye’de  oranının giderek arttığını söyledi.

Vücut ağırlığı istenilenin üzerinde olan veya kilo sorunu yaşayan kişilerin zayıflamak için çareyi medyatik diyetlere başvurmakta bulduğunu anlatan Şanlıer “lahana diyeti”, “elma diyeti”, “Dukan diyeti”, “Atkins diyeti” gibi çeşitli isimlerle kamuoyuna duyurulan medyatik diyetlerin sonuçlarının çok ağır olabileceğini belirtti.

Mutlaka bir uzmana başvurun

Diyete başlamadan önce mutlaka hekime gidilmesi gerektiğini vurgulayan Şanlıer, diyetlerin, hekim tarafından sağlık kontrolü sonrası, yaş, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite, özel durumlar, hastalıklar ve beslenme alışkanlığı dikkate alınarak kişiye özel oluşturulmasının önemini vurguladı. Şanlıer, şöyle devam etti:

“Medyatik diyetler aslında birçok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Diyetlerin parmak izi gibi kişiye özel olması gerekiyor. Yanlış diyetler kalp, böbrek sağlığı ve zihinsel fonksiyonlarda bozulma, tansiyon düşüklüğü veya yüksekliği, baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, safra ve böbrek taşı, adet düzensizliği, kuru cilt, saç dökülmesi, bazal metabolizma hızında bozulma gibi birçok soruna neden oluyor.”

Haftada en fazla 1 kilo verdirmeli

Birçok kişinin şok diyetlerle aniden kilo vermeye çalıştığını anlatan Şanlıer, bu diyetlerle, yağ dokusu kaybı yerine kas kaybı gerçekleştiğini bildirdi. Uygulanacak diyetin hastaya en fazla haftada 0,5-1 kilogram verdirecek şekilde planlanması gerektiğini vurgulayan Şanlıer, “Tek besine dayalı diyetler kısa sürede etkili olmasına rağmen ağırlık kaybı kalıcı olmamaktadır ve besin öğeleri yetersiz, dengesizdir” şeklinde konuştu. Şanlıer, mutlaka haftalık kontrollerle hastanın durumunun değerlendirilmesi ve programlarında gereken düzenlemelerin yapılması gerektiğini kaydetti.

ürünlerine dikkat

Piyasadaki zayıflama çayları gibi ürünlerin de kalıcı anlamda çözüm sağlamadığını, vücutta sıvı ve elektrolit kaybına neden olduğunu anlatan Şanlıer “Hatta bunları çok uzun süre kullanan kişilerin vücudunda ödem oluşabiliyor. Bazı bitkiler bağırsakları çalıştırır bazı bitkiler idrar söktürücü özellik gösterir. Ancak hiçbir bitki zayıflatmaz” dedi.

Zayıflama haplarının kullanılmasını da tavsiye etmeyen Şanlıer, bu haplardaki etken maddelerin pek çok yan etkiye sahip olduğunu, bilinçsizce kullanılmasının ölümle bile sonuçlanabildiğini söyledi. Bilgi kirliliğinin insanları medyatik diyetlere ya da form çayı, zayıflama hapı gibi hatalı uygulamalara yönlendirdiğini dile getiren Şanlıer, “Medyada beslenme ile ilgili eğitim almamış, konunun uzmanı olmayan pek çok kişi önerilerde bulunuyor. Bu tür yanlış yönlendirmelere itibar etmemek gerekir. İnsanlar bu konuda daha bilgili, bilinçli ve ilgili olmalılar ve sağlıklarını bozacak uygulamalardan kaçınmalılar” ifadelerini kullandı.

Yeterli ve dengeli beslenme şeklinin, bir alışkanlık ve yaşam tarzı haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Şanlıer, düzenli olarak fiziksel aktivitenin de yapılmasının da önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Mor tatlı patates zayıflatıyor

images (7)

 

Güçlü özelliği sayesinde sağlığa oldukça faydalı olan mor , sağlıklı bir şekilde kilo vermeye de yardımcı oluyor.

Patates olarak adlandırılmasına rağmen aslında patates ailesinde yer almayan mor tatlı patatesin, dünyanın en uzun yaşayan Okinawa toplumunun  sırrı besinleri arasında yer aldığını belirten Beslenme ve Diyetetik Uzmanı , Convolvulaceae ailesinde yer alan mor tatlı patatesin rengi ve yararları ile farklı bir yere sahip olduğunu vurguladı.

Ağıllı, “Mor tatlı patates, güçlü antioksidan içeriğe sahip antosiyanin pigmenti içerir. Bu pigment yaban mersini, kırmızı üzüm, ahududu, böğürtlen, vişne, siyah havuç, pancar, kırmızı turp ve lahanaya renk veren pigmentle aynı pigmenttir. Yaban mersini yüksek antioksidan kapasitesi ile tanınırken mor tatlı patates yüzde 150 daha fazla antioksidan kapasiteye sahiptir. Mor tatlı patatesin güçlü antioksidan içeriği hücre yaşlanmasını önleyerek, hastalığının ilerlemesini yavaşlatır, kan yağlarını düşürür ve kansere karşı koruyucu etki sağlar” dedi.

Diyabet hastalarına müjde

Antosiyanin içeriğinin insülin salınımını artırarak kan şekerinin düşürülmesinde etkili olduğunu belirten Ağıllı, diyabet hastalarında light süt ve mor tatlı patates ile hazırlanacak pürenin lezzetli ve kan şekerini dengeleyici bir alternatif olduğuna dikkat çekti. Eda Ağıllı, yapılan çalışmaların mor tatlı patatesin nişasta parçalayıcı enzimi inhibe edip nişastanın kan şekerine dönüşmesini yavaşlattığını bildirerek şunları kaydetti:

“Bu durum, mor tatlı patatese düşük glisemik indeks özelliği kazandırır. Düşük glisemik indekse sahip besinler uygun miktarda kullanıldığında iştah kontrolü sağlar, ağırlık kaybını destekler. Yüksek glisemik indekse sahip patates diyetlerinde diyetin ‘yasaklı besin’ sınıfında yer alırken, mor tatlı patates bu alanda rahatlıkla kullanılabilir. Yapılan başka bir çalışmada günde ortalama 6-8 adet mor tatlı patates tüketen bireylerde ağırlık artışı olmadığı gözlenmiştir. Mor tatlı patatesin A vitamini, C vitamini ve manganezden zengin içeriği bağışıklık sistemini geliştirir. Aynı zamanda bakır, potasyum ve lifi için iyi bir kaynaktır. Kan basıncını dengeler.”

 

Diyetetik Uzmanı Eda Ağıllı, içinde mor tatlı patatesin yer aldığı bir diyetin kişinin hem sağlıklı beslenmesini hem de sağlıklı bir şekilde kilo vermesine yardımcı olduğunu bildirdi.

Nasıl muhafaza edilmeli

Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Ağıllı, mor tatlı patatesin sağlık yararları için etkili olan antosiyanin bileşeni depolama, işleme (pişirme, soyma, kesme gibi) ve pişirme sırasında ciddi kayba uğradığına dikkat çekerek, bu üründen maksimum fayda sağlayabilmek için muhafaza koşullarını da şöyle açıkladı:

“Buzdolabı sıcaklığında saklayın. Uzun süre kaynamaya bırakmayın, kızartma yöntemi ile pişirmeyin. Buharda ya da az su ile pişirmeyi tercih edin ve pişirme suyunu dökmeyin. İyice yıkadıktan sonra kabuklarını soymadan pişirin. Kabuğunu soymanız gereken bir yemek yapacaksanız, pişirme işleminden hemen önce soyun ve büyük küpler halinde en az düzeyde bıçak darbesi ile doğrayın.”